IPB Style© Fisana

İçeriğe atla

  • Facebook ile giriş yap Twitter ile giriş yap OpenID ile giriş yap Windows Live ile giriş yap Log In with Google      Giriş Yap   
  • Kayıt Olun





   

Android Uygulamaları iPhone & iPad Uygulamaları Teknoloji Haberleri Android Oyunları Link Ekle Link Ekle
- - - - -

Hacı Bektaş-ı Veli - Biyografi


No replies to this topic

#1 siirlerefendisi

    Administrator

  • Administrators
  • 9.282 Mesaj sayısı:
  • YerKonya

Gönderim tarihi: 17 / Mart / 2009 / Salı - 15:50

Hacı Bektaş-ı Veli


Hacı Bektaş-ı Veli (Farsça: حاجی بکتاش والی hājī baktāš wālī; 1209 - 1271), Horasan Nişabur doğumlu, Anadolu Aleviliğinin oluşumunda büyük çabalar harcayan, daha sonraki yıllarda “Horasan Erenleri” diye anılanlar arasında Hacı Bektaş Veli önemli bir yer tutar.
Gerçek ismi, Seyyid Muhammed bin İbrahim Ata olan , Hacı Bektaş-ı Veli Horasan'ın Nişabr şehrinde 1281 senesinde doğdu.
İlk eğitimini şeyh Lokman-ı Perende’den aldı. Lokman-ı Perende, Ahmed-i Yesevi’nin halifelerinden olup, zahir ve batın ilimlerinde derin bilgilere sahipti. Bektaş Veli Lokman-ı Perende’nin gözdesiydi. Ve rivayetlere göre kendinde olağanüstü haller gerçekleşiyordu.
Hacı Bektaş-ı Veli, eğitimini tamamladıktan sonra Anadolu'ya geldi. Halka doğru yolu göstermeye başlayan ve kıymetli talebeler yetiştiren Hacı Bektaş-ı Veli, kısa zamanda tanınarak büyük rağbet gördü. Bu sırada Anadolu'da dini, iktisadi, askeri ve sosyal teşekkül olan ve kendisinin de bağlı olduğu "Ahilik Teşkilatı" ile büyük hizmetler yapan Hacı Bektaş-ı Veli ve talebeleri, Osmanlı sultanları tarafından da sevildi ve hürmet gördü.
Bu sıralarda kuruluş devrinde olan Osmanlı Devleti'nin sağlam temeller üzerine oturmasında büyük hizmetleri oldu. Sultan Orhan zamanında teşkil edilen “Yeniçeri Ordusu”na dua ederek, askerlerin sırtlarını sıvazladı. Böylece Hacı Bektaş-ı Veli'yi kendilerine manevi pir olarak kabul eden Yeniçeri Ordusu, manevi hayatını ve disiplinini ona bağladı. Hacı Bektaş-ı Veli, asırlarca Yeniçeriliğin piri, üstadı ve manevi hamisi olarak bilindi. Bu bağlılık ve muhabbet, Yeniçerilerin sulh zamanındaki talimleri ve harplerdeki gayret ve kahramanlıklarında çok müsbet neticeler verdi. Bütün bunlar, halk ile Yeniçeriler arasındaki yakınlığı kuvvetlendirdi.
Yeniçeriler, dervişler gibi cihad azmiyle dolu ve görülmemiş derecede kahraman ve fedakar oluşlarında, bu hadiseler müsbet tesirler gösterdi. Yeniçerilerin; "Allah, Allah! İllallah! Baş uryan, sine püryan, kılıç al kan. Bu meydanda nice başlar kesilir. Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan! Kulluğumuz padişaha ayan! çler, yediler, kırklar! Gülbang-i Muhammedi, Nr-i Nebi, Kerem-i Ali... Pirimiz, sultanımız Hacı Bektaş-ı Veli..." diyerek savaşa başlamaları, bunun manidar bir ifadesidir. 
HNKR HACI BEKTAş VELİ'NİN ESERLERİ

Fev’idnme
Eserin yazması Türkçe’ye çevrilmiş ve basılmıştır. Eser muhtev olarak Maklt’la çok büyük benzerlikler göstermektedir. Dni, ahlki ve tasavvuf konuları ihtiv eder.

Ftiha Sresi Tefsiri
Hacı Bektaş Vel’nin böyle bir eseri bulunduğunu ilk defa Fuat Köprülü haber vermiştir.

şathiyye
Hacı Bektaş Vel’nin iki sayfa kadar tutan bir şathiyyesi olduğunu Abdülbki Gölpınarlı nakletmektedir.

Hacı Bektaş Vel’nin Nashatları
Hacı Bektaş Vel’ye ait nsihat ve vasiyyetler, bir nüshası Hacı Bektaş İlçesi Halk Kütüphanesinde kayıtlı olan ve Dedemoğlu tarafından yazılan “Akidi Tarkat” müteakiben kaydedilmiştir.

Besmele şerh-i
Bir nüshası Manisa Kütüphanesinde bulunan bu eser Türkçe olarak kaleme alınmıştır. Eser, Hacı Bektaş Vel’nin Besmele Tefsiri adıyla yayınlanmıştır. Hacı Bektaş Vel bu eserinde Besmelenin mn ve rhunu yorumlar. Bunu yaparken de yet, hads ve birtakım kıssalardan deliller getirir.
Hacı Bektaş Vel’nin şerh-i Besmele isimli eseri, genellikle ilhi merhamet ve hoşgörü konusunu işlemektedir. Bu eserde Rüştü şardağ tarafından 1985 yılında Manisa İl Halk Kütüphanesindeki el yazmaları arasından bulunarak, aynı yıl yayınlanmıştır.

Maklt
Sefer Aytekin, Prof.Dr. Esad oşan ve Mehmet Yaman tarafından yayımlanan Maklt’ın aslı Arapça’dır. Velyetnme’de Said Emre’nin Maklt’ı Türkçeye çevirdiği söylenir. Oldukça zengin bir nüsha özelliğine sahip olan eserin manzm ve mensr olarak kaleme alınmış nüshaları da bulunmaktadır. Maklt, bilindiği gibi, dört kapı-kırk makam tertibi üzere kaleme alınmıştır. Dört kapı (şerat-Tarkat-Marifet-Hakikat), kırk makam anlayışı Türk mutasavvıflarının kabl ve takip ettikleri bir sülk anlayışıdır.

Hacı Bektaş Vel’nin dünyevi, dni ve tasavvuf konularındaki duygularını, düşüncelerini ve nihayet bütünüyle “insan imajını” en açık, sade, anlaşılır, tabi söyleyişlerle ortaya koyduğu eseri hiç şüphesiz “Maklt”dır.

Maklt; şerat, Tarkat, Marifet ve Hakikat gibi dört kapıdan ve her kapının da on makamından bahseder. Maklt’ta; tasavvuftan, kalp ahvalinden, zhid, rif ve muhiblerden bahsedilerek insan övülmekte, kendisine verilen nimetler dile getirilmektedir.
Maklt’ın ilgi çeken en önemli hususu, düşüncelerin Kur’n-ı Kerm’in yetlerine ve Hz.Peygamber’in Hads-i şeriflerine dayandırılmış olmasıdır. Bazı bölümlerinde, konular sadece yetler zikredilerek anlatılmaya çalışılmıştır.

Sekiz ayrı bölümden oluşan Maklt’ın, birinci bölümünde; “Ansır-ı Erbaa”, yani; hava, su, toprak ve ateş’ten ibaret dört unsura bağlı olarak, dört çeşit Müslüman imajı tipi bulunduğundan bahisle, bunların sırasıyla; bidler, Zhidler, Marifet Ehli ve Muhibler olduğu belirtilir.

Hünkr Hacı Bektaş Vel Maklt’ta; İslm dninin man, ibdet ve ahlk konularına yer vermiş, ele aldığı konuları yet ve hadslerin ışığında ve onlarla destekleyerek incelemiştir. İyi bir Müslüman olabilmek ve Allah’ın rızsına erebilmek için dikkat edilmesi gereken hususları, dört ana başlık ve her birini de on alt başlık halinde sıralamış, kendi üslubu ile de dört kapı, kırk makam olarak ifade etmiştir.

şimdi dört kapı, kırk makam olarak ele alınan konuları sıralamaya çalışalım. şerat, Tarkat, Marifet ve Hakikat olarak isimlendirilen dört kapının makamları da aşağıdaki şekilde sıralanmıştır:

1 Birinci Kapı – şerat ve On Makamı:
1. man getirmektir.
2. İlim öğrenmektir.
3. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekt vermek, gücü yeterse hacca gitmek, gaz etmek ve gusletmektir.
4. Hell kazanç kazanmak ve rib’yı (faizi) haram bilmektir.
5. Nikah kıymak-evlenmektir.
6. Hayız ve lohusalıkta (Kadınlardan uzak durmak), cima’ı haram bilmektir.
7. Ehl-i sünnet ve’l-cemtten olmaktır.
8. şefkat ve merhamet sahibi olmaktır.
9. Hell yemek ve temiz giyinmektir.
10. Emr-i bi’l ma’ruf ve nehyi’ani’l münkerç (İyiliği emredip, yaramaz işlerden sakınmaktır).

2. İkinci Kapı – Tarkat ve On Makamı:
1. Mürşitten el alıp tövbe etmektir.
2. Talb ve mürd olmaktır.
3. Saçını, sakalını ve elbiselerini temiz tutmaktır.
4. Müchede etmektir (Nefsine söz geçirmektir).
5. Hizmet etmektir.
6. Korkmak, sakınmak, emin olmamaktır.
7. Hak’tan ümidini kesmemektir.
8. Hırkadır, zenbildir, makasdır, seccdedir, ibrettir, hidyettir.
9. Shib-i makam, shib-i cemiyyet, shib-i nashat, shib-i muhabbet olmaktır.
10. Aşk, şevk ve fakirlik (yokluk) üzere olmaktır.

3. çüncü Kapı – Marifet ve On Makamı:
1. Edebtir.
2. Korkmaktır.
3. Perhizkrlıktır.
4. Sabır ve kanattır.
5. Utanmaktır.
6. Cömertliktir.
7. İlimdir.
8. Miskinliktir (Gösterişsiz yaşamaktır).
9. Marifettir.
10. Kendi özünü bilmektir.

4. Dördüncü Kapı – Hakikat ve On Makamı:
1. Toprak gibi olmaktır (Alçak gönüllü, tevzu ehli olmaktır).
2. Yetmiş iki milleti bir görmek ve kimseyi ayıplamamaktır.
3. Elinden gelen yardımı kimseden esirgememektir.
4. Dünyada yaratılmış bütün nesnelerin, kendisinden emin olmasıdır.
5. Her bir iş için mülkün sahibi Allah’a güvenip yalnız ondan yardım ve başarı dilemektir.
6. Sohbettir. Sohbette hakikatın sırlarını söylemektir.
7. Seyr-i sülk shibi olmaktır.
8. Sır’dır. Kendinden sadır olan kermetleri saklamaktır.
9. Münct etmektir (Allah’a yalvarmaktır).
10. Müşhede’dir (Tanrı’ya ulaşmak- Fenfillah makamıdır).

Hacı Bektaş Vel’ye Ait Olduğu Söylenen Diğer Eserler
Abdülbaki Gölpınarlı tarafından Hacı Bektaş Vel’ye ait bir “Hads- Erba’in şerhi” bulunduğu nakledilmiştir. Ayrıca “Maklt-ı Gaybiyye ve Kelimt-ı Ayniyye” adlı bir diğer eserin de ona ait olduğu söylendiği hlde, esere dair herhangi bir kayda rastlanmamıştır.
Hacı Bektaş Vel’nin “Hunda-nme” ve “ssü’l-Hakika” adlı iki eserinin daha olduğu söylenmekteyse de, şimdiye kadar hiçbir nüshasına rastlanılmaması, bizim bu eserlerin niteliği hakkında bir yargıda bulunmamızı güçleştirmektedir.










2 Kullanıcı bu konuyu okuyor

0 üye, 2 ziyaretçi, 0 gizli üye

Google Sitemap Generator
Link Ekle Link Ekle Link Ekle Link Ekle Link Ekle Link Ekle Link Ekle