Bulunduğunuz Bölüm: MOBILDEPO.COM « Serbest Alan « Konu Dışı « Kültür & Sanat « 

:: BİYOGRAFİ ::

Sayfa: [1] 2 3
 
Gönderen Konu: :: BİYOGRAFİ ::  (Okunma Sayısı 4651 defa)
makrow
Ziyaretçi
« : Nisan 06, 2005, 16:11:06 »

:: KYLIE MINOGUE ::

[a href=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' target=\'_blank\'][img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /][/a]




28 Mayıs 1968 tarihinde Avustralya'nın Melbourne kentinde dünyaya gelen Kylie Minogue, oyunculuk kariyerine 1979 yılında, henüz 11 yaşındayken, "Skyways" isimli bir televizyon dizisiyle başladı.

Sonra sırasıyla bir çocuk programı olan "The Henderson Kids"'e oradan da ünlü dizi "Neighbours"a geçiş yapan Minogue, bu dizide kazandığı popülerlik sayesinde şarkıcılık kariyerine başladı. İlk olarak yerel bir plak şirketi olan Mushroom Records'dan çıkan toplama albümde şarkı söyleyen genç kız; Mushroom Records'ın bir şekilde Londra'lı hit fabrikaları Stock, Aitken ve Waterman ile irtibat haline geçmeleri sonucu "I Should Be So Lucky" şarkısını söylemeye hak kazanan şanslı insan oldu. Bu şarkı Minogue'un hem Avustralya hem de İngiltere listelerinde bir numaraya oturmasını sağladı.

Bu şarkının başarısından sonra Minogue aynı takımla albüm çalışmalarına başladı ve albüm de beklenen başarıya ulaşınca Minogue'un şöhret yolu tamamen açılmış oldu.

Kylie Minogue, ilk üç albümü boyunca, hem şarkı sözleri hem de görüntüsü adına şirin ve masum imajını sarsacak bir şey yapmadı ve insanlar onu "iyi kalpli komşu kızı" olarak tanıyıp sevdiler. Ama 1990'lı yıllara geldiğinde Kylie kadınlığının farkına vardı ve eğer güzelliğini kullanırsa önünde daha açılacak pek çok kapının olduğu gerçeğini kavradı. Londra'lı dans müzik şirketi DeConstruction'dan yayınladığı birbirinden farklı ama başarılı iki albüm, Kylie'nin farklı bir yönünü ortaya çıkardı; artık o Avrupa'da çok ünlü, tatlı pop şarkıları söyleyen şeker kız gitmiş, yerine bir kadın olarak gücünün ve ne istediğinin farkında olan seksi bir diva gelmişti. Minogue'un bu değişimine neden olan en önemli faktörlerden biri de o zamanlar sevgilisi olan ünlü rock grubu INXS'in şarkıcısı Michael Hutchence olmuştu. Kylie Minogue bu "kendini arama" dönemi içinde hemşehrisi itibarlı şarkıcı Nick Cave'le de iki tane düet yaparak saygınlığını artırdı.

2000 yılında ünlü İngiliz grup Pet Shop Boys aracılığıyla Parlophone şirketine geçiş yapan Kylie, "Light Years" albümüyle Pop müzik kariyerine kaldığı yerden devam etti. Albümden çıkan single "Spinning Around" hem İngiltere hem de Avustralya'da bir numaraya çıkarak Kylie'nin yaşlandıkça güzelleştiğini ve kalitesinin arttığını vurguladı.

Geçtiğimiz 2002 yılının başları ise Kylie'nin kariyerinde dönüm noktası olan bir olaya tanıklık etti: son albümü "Fever"ın yayınlanmasına. Bu albümden çıkan ilk single "Can't Get You Out of My Head", deyim yerindeyse listelerde tozu dumana kattı ve dünya çapında çok büyük bir hit haline geldi. Kylie artık kariyerinin olgunluk çağını yaşıyordu ve hemen hemen herkes ona ya hayran ya da aşıktı (pop müziğin karliçesi Madonna bile bir ödül töreninde sahneye üzerinde 'Kylie' yazan bir bluzla çıkmıştı).

Tıpkı Madonna gibi Kylie Minogue da, ister şarkıları, ister klipleri, isterse özel hayatıyla olsun, her daim gündemde kalmayı bilerek popülaritesini asla düşürmedi ve güzelliği kadar zekasıyla da hayranları arasında hep bir numarada kalmayı bildi.

Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap
www.hurriyetim.com.tr


[a href=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' target=\'_blank\'][img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /][/a]


Barış Manço

[a href=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' target=\'_blank\'][img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /][/a]



2 Ocak 1943 yılında İstanbul´da dünyaya geldi.Sahnelerle ilk kez 1958 yılında Galatasaray Lisesi´nde öğrenciyken tanıştı.Galatasaray Lisesi´ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini tamamlamak için Belçika´daki 'Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi´ne gitti.

Grubu 'Kurtalan Ekspres' ile beraber Türkiye´de ve yurtdışında birçok ülkede konserler verdi.Yaptığı 200´den fazla beste sayesinde 12 altın ve 1 platin albüm kazandı. Ayrıca bu besteler Arapça, Japonca, Farsça, İngilizce ve Fransızca gibi birçok dile çevrilerek farklı sanatçılar tarafından yorumlandı.

Manço´nun şarkıcı ve besteci kişiliği, sunucu ve program yapımcısı kişiliğiyle de birleşerek ortaya herkesin çok sevdiği 'Barış Manço' çıktı.Ekranların en sevilen eğlence ve kültür programlarından biri olan '7´den 77´ye', ilk olarak 1988 yılında TRT1´de yayınlanmaya başladı.
'Türkiye´nin Evliyası' lakabını da kazanan sanatçının, 'Barış Manço Live In Japan' (1996) adlı albümü, Japonya´daki konserinin canlı kayıtlarının olduğu bir albüm . Bu albümün özelliği, Manço´nun bizlere veda etmeden önce yayınladığı son albüm olmasıydı.Ancak ne yazık kı, 40 yıllık sanat hayatının en sevilen parçalarını yeniden düzenlediği 'Mançoloji ' adlı albümünün piyasaya çıkışını kendisi göremedi. 311 Ocak 1999 tarihinde İstanbul'da öldü.

DİSKOGRAFİ:
Dünden Bugüne (1971)
Barış Manço 2023 (1975)
Ben Bilirim (Sakla Samanı Gelir Zamanı) (1976)
Barış Mancho (1976)
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (Yeni Bir Gün) (1979)
20. Sanat Yılı Disco Manço (1980)
Sözüm Meclisten Dışarı (1981)
Estağfurullah Ne Haddimize (1983)
24 Ayar Manço (1985)
Değmesin Yağlı Boya (1986)
Sahibinden İhtiyaç (1988)
Darısı Başınıza (1989)
Mega Manço (1992)
Müsadenizle Çocuklar (1995)
Live In Japan (1996)
Mançoloji (1999)
Barış Manço 2000 (2000)


Devlet sanatçiligindan seref madalyasina ünvanlari sunlardir:

Türkiye Cumhuriyeti: Devlet Sanatçisi - Ankara (1991)
Hacettepe Üniversitesi: Onursal Doktora- Ankara (1991)
Soka Üniversitesi: Uluslararasi Kültür ve Baris Ödülü- Tokyo, Japonya (1991)
Belçika Kralligi: Leopold II Sövalyesi Nisani Brüksel- Belçika (1992)
Fransiz Kültür Bakanligi: Edebiyat ve Sanat sövalyesi Nisani Paris, Fransa (1992)
Türkmenistan Cumhurbaskanligi: Türkmen Vatandasligi Askabat, Türkmenistan (1995)
Pamukkale Universitesi: Onursal Doktora- Denizli (1995)
Min-On Vakfi: Yüksek Seref Madalyasi Tokyo, Japonya (1995)





Blue


[a href=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' target=\'_blank\'][img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /][/a]




2001 yılının Mayıs ayında Blue adında yeni bir grup, ilk single çalışmasını yayınlayarak müzik dünyasına adımını attı. Kısa bir süre sonra, büyük bir hızla ün kazanan topluluk Brit ödüllerinde "En İyi Çıkış Yapan İsim" ödülüne layık görüldü.

Londralı Duncan Matthew James (07/04/1979), Anthony Daniel Costa (23/06/1981), Lee Ryan (17/06/1983) ve Simon Solomon Webbe (30/03/1979) adlı dört genç arkadaşın oluşturduğu Blue, "All Rise"la İngiltere listelerine 4 numaradan girdi ve bir buçuk ay boyunca ilk beşte kalmayı başardı. Tanınmalarında büyük pay sahibi olan bu albümün ardından "Too Close" ve "If You Come Back" piyasya çıktı. Daha büyük başarılar kazanarak bir numaraya yerleştiler ve 200.000 bin kopya sattılar.

Grup, albümleriyle sadece İngiltere'de 1 buçuk milyon müziksevere ulaştı. "All Rise" adlı çalışma, pek çok dergi ve eleştirmen tarafından yılın en ateşli, zeki ve eğlenceli albümlerinden biri olarak değerlendirildi. 2001 yılını çeşitli törenlerden ve yarışmalardan kazandıkları, ve başarılarının somut birer kanıtı olan çok sayıda ödülle kapatan grubun, bir sonraki yıla da damgasını vuracağını tahmin etmek için müzik eleştirmeni olmaya gerek yoktu.

Beklenen gerçekleşti ve çeşitli konserlerle, TV çekimleri ve radyo programlarıyla çalışmalarını sürdürüp, yılın son aylarında da "One Love" adlı single çalışmayı sunarak ünlerine ün kattılar. İkinci Blue albümüyle aynı adı taşıyan bu single, listelere ilk beşten hızlı bir giriş yaptı. Birbirinden itibarlı şarkı yazarlarının ve yapımcıların imzasını taşıyan albüm, kaliteli r&b şarkılardan oluşuyor ve grubu kariyerlerinde bir üst noktaya taşıyordu. Üstelik her türlü ruh haline hitap edebilecek çeşitlilikte de bir içeriğe sahipti.

Blue'nun, ülkemizdeki yabancı müzik piyasası da dahil bir çok ülkede iyice tanınmasını ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan çalışma, albümde yer alan "Sorry Seems To Be The Hardest Word" isimli şarkıydı. Elton John'un 1976 yılında bestelediği bu güzel parça, grubun düzenlemesiyle yeniden büyük ilgi gördü. Geçtiğimiz Kasım ayında single olarak da yayınlanan şarkı, grubun kolektif anlayışına çok uygundu.

İkinci Blue albümü "One Love"ın yayınlanmasından bir süre sonra Simon, Anthony, Lee ve Duncan, İngiltere'nin büyük bir kısmını ve İrlanda'yı içine alan ilk geniş çaplı turnelerine çıktılar.

« Son Düzenleme: Haziran 01, 2005, 01:56:29 Gönderen: mobildepo » Logged
Mobildepo Dostu
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 22181


View Profile
Re: :: BİYOGRAFİ ::
« Posted on: Eylül 03, 2010, 08:12:34 »

 
      uyari
Merhaba Kardeşim. Öncelikle dostluk ortamına hoş geldin. Ben bir Mobildepocu olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. İyi eğlenceler dilerim.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: :: BİYOGRAFİ :: oyunları, :: BİYOGRAFİ :: programı, :: BİYOGRAFİ :: oyunu indir, :: BİYOGRAFİ :: program yükle, :: BİYOGRAFİ :: download, :: BİYOGRAFİ :: hikayeleri, :: BİYOGRAFİ :: resimleri, :: BİYOGRAFİ :: haber, :: BİYOGRAFİ :: yükle, :: BİYOGRAFİ :: videosu, :: BİYOGRAFİ :: msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
Sitemize Destek Olun
Reklam Botu
Re: :: BİYOGRAFİ ::
« Gönderen: Eylül 03, 2010, 08:12:34 »


Logged
makrow
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Nisan 06, 2005, 17:26:16 »

Christina Ricci
"Yetişkinlerin hepsi birer koca çocuktur. Onlar da biz çocukların savaştığı şeyler için savaşırlar. Yalnızca onlar çocuklara nazaran daha aşırıya kaçarlar. Biz benim payımı kim çaldı diye kavga ederiz; onlar kim benim cüzdanımı çaldı diye kavga eder. Biz kim benim oyuncağımı çaldı diye kavga ederken onlar boşandıktan sonra kim çocuğu alacak diye kavga eder. Biz kim daha iyi diye kavga ederiz; onlar ise kim başkanlık için daha iyi diye kavga eder. Bunların hepsi aslında aynı şeydir." diyerekten kendinin yetişkinlerden farklı olmadığını iddia eden Christina Ricci, son filmi Tim Burton imzalı " Sleepy Hollow "da başrolü ünlü karizmatik aktör Johnny Depp ile birlikte paylaşıyor.
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
Amerikan sinemasına şöyle bir göz attığımızda çocukluğundan itibaren sinemaya gönül vermiş oyuncular görmek mümkün. Bunlar arasında Jodie Foster ya da Ron Howard'ı sayabiliriz.Fakat yapılan röportajlarda anlaşıldığı kadarıyla çocuk oyuncular, hemen büyüyüp yıldızlar arasına katılmak isteyenler ile daima çocuk kalmak için direnenler olarak farklılık gösteriyorlar. Christina Ricci'yi de ikinci grubun içerisinde düşünebiliriz.

Santa Monica, California'da dünyaya gelen Ricci, 7 yaşından bu yana sinemanın içerisinde. İlk başrolünü " The Twelve Days of Christmas " filmiyle kazanan küçük aktris, yeteneği ile kısa zamanda ajansların dikkatini çekmeyi başardı. İlk olarak Cher ve Winona Ryder ile birlikte ailenin en küçük kızı olarak 1990 yapımı olan " Mermaids " ile adını duyurdu. Bu filmden itibaren Winona Ryder ve Ryder'ın daha sonra sevgilisi olacak olan Johnny Depp ile sıkı bir dostluk kurdu. Bu iki genç kızla birlikte aynı filmde muhteşem bir performans çıkaran Cher aralarındaki yakınlığı tek bir cümleyle açıklıyor : " Biz kafaca yakın olan insanlarız. "
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
1991 yılında "The Hard Way" filminde küçük bir rolde oynayan Ricci, daha sonra kendisini meşhur yapacak filmde oynama fırsatını yakaladı : " The Adams Family ". 60'ların komedi serisinin bir devamı olan filmin yönetmenliğini Barry Sonnenfeld üstlendi.

Eğitimi için bir süre sinemaya ara veren aktris, bu duruma daha fazla tahammül edemedi ve " Now and Then " ( 1995 ) ile film dünyasına geri döndü. Aynı yıl Bill Pullman ile birlikte " Casper " filminde oynayan Ricci, ertesi yıl sırasıyla " The Secret of Bear Mountain " ve " The Last of the High Kings " filmlerinde yer aldı. 1997 yapımı " That Darn Cat " filminde başrol oynadıktan sonra giderek deneyimle birlikte harmanlaşan yeteneği su yüzüne çıkmaya başladı.

Ang Lee'nin beğeni toplayan aile draması " The Ice Strom "da duygusal açıdan ayrı olan bir anne babanın büyümüş de küçülmüş 14 yaşındaki çocukları Wendy'i canlandıran başarılı oyuncu, karakterin fazla seks düşkünü olmasından rahatsız olan ailesinin isteği üzerine rolü geri çeviren Natalie Portman'ın yerine oynamayı hak kazanmıştı. Küçük çocukların filmlerde seksi keşfetmelerini görmenin genç insanlar için iyi olabileceğini düşünen küçük yıldız, sözlerine şöyle devam ediyor : " Gerçek olan şu ki insanlar genç yaştan itibaren cinsel olarak aktif haldedirler. Bunun şimdiye kadar ekranlarda gözükmemesi olgusu genç kızların kafasını karıştırmaktadır. Ergenlik dönemindeki çocukların yaşadıkları korkuları insanlara göstermenin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Aksi taktirde bu korkutucu ve uzaklaştırıcı olur."
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
Daha sonraki filmlerinde yine cinsel konularda çıkmazda olan ya da ahlaki açıdan net olmayan insanları canlandırmaya devam eden Ricci, Vincent Gallo'nun " Buffalo 66 ", Don Roos'un " The Opposite of Sex " ve Terry Gilliam'ın " Fear and Loathing in Las Vegas" filmlerinde benzer roller aldı. Son olarak senarist-yönetmen Sally Potter'ın 2. Dünya Savaşı'nı konu alan dramı " The Man Who Cried " adlı filmde oynayan genç yıldızın rol arkadaşları Jonny Depp, Robert De Niro ve John Tutturro gibi deneyimli aktörlerden oluşuyor.
« Son Düzenleme: Nisan 06, 2005, 17:44:05 Gönderen: makrow » Logged
makrow
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Nisan 06, 2005, 17:29:23 »

Elizabeth Hurley
Dünyanın en meşhur ‘kol aksesuarı’, mankeni ve yarı-zamanlı aktristlerinden biri olan Elizabeth Hurley’nin magazin basını sayfalarını doldurmaya başlaması 1994 yılında “ Dört Nikah Bir Cenaze” nin prömiyerine erkek arkadaşı Hugh Grant’in kolunda katılmasına denk düşer. Kısa süre içinde basında yer alan fotoğraflarının sayısı Grant’inkileri aşacak ve Hurley, 1990’ların en çok fotoğraflanan kadınları arasına katılacaktır.
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /][img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
1965 yılının 10 Haziran’ında Basingstoke, İngiltere’de dünyaya gelen Hurley, başlangıçta dansçı olma hayalleri kuruyordu. Dansa olan ilgisi çok geçmeden onu oyunculuk denemelerine götürdü. London Studio Center’daki dans ve tiyatro çalışmalarının ardından, aktrislik tekliflerini kabul etmeye başladı. Hevesli aktrisin, birkaç önemsiz film ve televizyon dizisinde rol aldıktan sonra, bir film setinde aktör Hugh Grant’la karşılaşması, kariyerinde bir dönüm noktası oldu.

Her ne kadar ilk kez dikkatleri çekmeye başlaması Grant’in yer aldığı filmlerde aldığı rollerle olsa da, gerçekte Hurley’i sahne ışıkları altına koyan, onun sevgilisi Grant’la olan ilişkisi oldu. Grant’in Divine Brown isimli bir fahişeyle olan ilişkisinin açığa çıkması, Hurley’i gizlenecek yeri kalmaksızın basının hedefi haline getirdi. Bunun ardından Estee Lauder için modellik yapması da ününe ün katmasına yol açtı.

Brown skandalının magazin basınının ilgi alanından çıkmasının ardından, Hurley daha ziyade gerek aktris, gerek de yapımcı olarak (Hurley ve Grant, 1994’de Simian Films isimli yapım şirketini kurdular) Hollywood’daki çalışmalarıyla dikkatleri üzerinde toplamaya başladı. Canlandırdığı ilk (belki de en) önemli karakter, Mike Myers’ın yönettiği “Austin Powers: International Man of Mystery”(1997) isimli filmdeki Vanessa Kensington karakteri oldu.
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
Filmin devamı olan “Austin Powers: The Spy Who Shagged Me” 1999’da gösterime girdi. Bunun yanı sıra Hurley “ Permanent Midnight” (1998) da bir eroin bağımlısının karısını canlandırırken, EdTV’de (1999) filmin kahramanına tutkulu bir aşk besleyen bir modeli canlandırdı.

Aktris, 2000 yılında, Harold Ramis'in yönettiği " Şaşkın " isimli filmde dişi ve seksi bir şeytan rolüyle kamera karşısına geçti.
Logged
MobilDepocu
*****
Rep Gücü : 0
Mesaj Sayısı: 213
Offline Offline
« Yanıtla #3 : Nisan 06, 2005, 17:34:48 »

tabiki mutluluk duyarım [!--emo&:)--]Smiley
Logged

Daglar önümde diz çökerken,Kayalara yalvarmam...
MobilDepocu
*****
Rep Gücü : 3
Mesaj Sayısı: 430
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
WWW
« Yanıtla #4 : Nisan 06, 2005, 18:26:01 »

[!--QuoteBegin-SONY+Apr 6 2005, 16:09 --][div class=\'quotetop\']QUOTE(SONY @ Apr 6 2005, 16:09 )[/div][div class=\'quotemain\'][!--QuoteEBegin--]:: KYLIE MINOGUE ::

[a href=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' target=\'_blank\'][img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /][/a]
[snapback]5955[/snapback]
[/quote]
yaw kylie minogue'nin bel ölçüsü 40mış!!!!!!!

boyunun ne kadar kısa olduğunu siz düşünün artık

Neyse  1990ile2000 yılları arasında evlilik yüzünden kariyerini ara vermese şimdiye kadar tam anlamıyla bir numara olurdu bence .

Bide
Elizabeth Hurley anlatılmış
Allah özene bezene yaratmış derler ya işte öyle bişey Çok alımlı bir bayan gözleride çok güzel
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
« Son Düzenleme: Nisan 06, 2005, 18:26:48 Gönderen: unalkare » Logged

Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap
makrow
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : Nisan 06, 2005, 18:44:14 »

Angelina Jolie
" Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir. Oynamak daha ziyade karaktere yakın olan tarafınızı bulmak ve diğer tarafları unutmaktır. Ve sanırım benim bir yanım sürekli olarak, tamamıyla dürüst olmanın neresinin yanlış olduğunu merak ediyor " diyerek oyunculuğa nasıl baktığını anlatan Angelina Jolie, " Girl, Interrupted " adlı filmdeki performansı ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar Ödülünün sahibi oldu.

Kendisiyle yapılan bir röportajda sorulan bir soru üzerine " Terapi mi ? Buna ihtiyacım yok. Seçtiğim roller zaten bir anlamda benim terapim oluyor. " diyerek sinema ile kişiliği arasındaki bağı açıklayan Jolie, başarısının nedenini de buna bağlıyor.
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /][img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
16 yaşına geldiğinde ilk olarak modellik yapmaya başlayan ve bu sırada Meatloaf, the Lemonheads, Lenny Kravitz ve Rolling Stones gibi müzisyenlerin kliplerinde görünen genç yıldız, daha sonra New York Üniversitesine kaydını yaptırdı. Okul yıllarında Los Angeles'taki The Met Theatre Group adlı tiyatro grubuna katılan Jolie, burada Ed Harris ve Holly Hunter gibi yıldız oyuncularla çalışma fırsatı buldu.

" Bir şeyleri ifade etmeyi seviyordum... Her fırsatta birilerine bir şeyleri anlatmaya çalışmak istiyordum ve hala istiyorum...Değişik duyguları keşfetmek, insanları dinlemek ve değişik şeyler hissetmek beni mutlu ediyor.İşte bence böyle bir insan oyuncudur" diyerek oyunculuğa neden yöneldiğini açıklayan Angeline Jolie, ilk filmi " Cyborg II: Glass Shadows " de ( 1993 ) bir insan-robotu canlandırdı.

1995 yılında rol aldığı ikinci filmi " Hacker " ile sinemada istediğini bulamayan genç oyuncu, bir süre yalnızca tiyatro ile ilgilendi. Bu sırada zamanın özgür ruhlu İngiliz aktörlerinden Jonny Lee Miller ile evlenen Jolie, 1999 yılında olaylı bir şekilde kocasından ayrıldı.

1996 yılı yapımı " Foxfire " ile sinemada ikinci kez şansını deneyen Angelina Jolie, aynı yıl içerisinde oynadığı " Love Is All There Is " ile dikkatleri üzerinde topladı. David Duchovny ile başrolünü paylaştığı " Playing God " da bir gangesterin metresini canlandırarak iddialı olduğunu gösteren Jolie, eleştirmenlerden iyi not alsa da izleyicilerin gözüne giremedi.

1997, yeni bir başlangıç yapma fırsatını kollayan genç yıldızın yılı olacaktır. TV dizisi " George Wallace "taki performansı ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre ve Emmy Ödülü adaylığını kazanan Jolie, ertesi yıl bir HBO yapımı olan " Gia " adlı filmde AIDS hastası bir modeli canlandırdı. Oldukça cesur, vahşi, ama tamamıyla kontrollü bir oyunculuk portresi çıkaran aktris, bu rolüyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Altın Küre'nin sahibi olurken, Emmy Ödülüne aday olmayı da unutmadı.

1999 yılında Billy Bob Thornton ile birlikte oynadığı " Pushing Tin " filmiyle çıkışını sürdüren Jolie, aynı yıl içerisinde Denzel Washington'un da yer aldığı " The Bone Collector " adlı filmde rol aldı.
[img src=\'Linkleri Görmek İçin Siteye Üye Olmalısınız.
Üye Ol  Giriş Yap' border=\'0\' alt=\'user posted image\' /]
Hem duygusal ve hem de fiziksel anlamda sınır tanımayan genç yıldız, " Girl, Interrupted "da Winona Ryder ve Whoopi Goldberg ile karşımıza geldi. Altın Kürenin yanı sıra En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında da ödülleri toplayan Angelina Jolie, 2000 yılında Nicolas Cage ile birlikte " 60 Saniye "de ( Gone in 60 Seconds ) rol aldı

2001 yılında da başarılı yapımlarla hayranlarının karşısına çıkmaya devam eden aktris, Antonio Banderas ile birlikte rol aldığı " Original Sin " filminin ardından, sanal dünyanın efsanevi kahramanı Lara Croft'u canlandırdığı " Lara Croft: Tomb Raider " filmi için kamera karşısına geçti.

Jolie 2002 yılında ise "Hayatın Hakkını Ver"'de güzel bir muhabiri canlandırdı.
Logged
Etiketler:
Sayfa: [1] 2 3
 
 
Gitmek istediğiniz yer: